UYKUSUZLUK - HENRY MILLER / 25.11.2018


     Aradığım başka bir kitap için dolaşırken arada “Hmmm Henry Miller hiç okumadım bunu bir okuyayım” diyerek edindiğim Uykusuzluk, oldukça kısa, içindeki bir kaç cümlenin keskinliği ve yarattığı derin etkisi dışında öyle eşsiz bir tat bırakmadı. "Yaşantımı hem daha kolay hem de daha gerçek olduğu için yazdım. Yaşamım benim açımdan önemli olduğu için, hayal ürünü olaylar ve kişiler aramaya gerek duymadım." diyen bir yazar oluşunu ise oldukça samimi ve gerçekçi buldum. Ki bunu içindeki resimleri çıkarsak 30 sayfalık kısa anlatısında oldukça net görmek mümkün.

      76 yaşında olan Miller bir kabare sanatçısı olan Hoki Tokuda'ya aşık olur. Henüz aşkının karşılık bulmadığı zamanlarda yaşadığı duygusal süreçlerini okuduğumuz kitap boyunca Miller, Tokuda'ya olan tutkusunun onda yarattığı uykusuzluk halini oldukça samimi bir şekilde anlatır. Her gece onun çalıştığı bara gidişi, başka erkeklerle olan samimiyetlerine katlanması, onunla ilgili karakter analizleri, durumu anlamlandırmaya çalışması, ümitsizce aşkına karşılık beklemesi ile geçen zamanlar. Bu süreçte içine düştüğü uykusuzluk hali ve bu durumun onda yarattığı etkiler. Güven vermeyen ikiyizlü bir kadının aşkla nasıl aklanabilir ve güvenilir olabildiğinin anlatısı. Tüm bunları hem olduğu ve hissettiği gibi hemde yer yer oldukça felsefi ifadelerle kaleme almıştır.

      Kitabın sonunda bir kaç sayfa onun hayatı anlatılmaktadır. Oldukça sorunlu bir annenin varlığı aslında kadınlarla uzun süreli ilişkiler kuramayışını, kullandığı garip ifadeleri ve farklı bakış açılarını açıklar nitelikte. Eserleri içeriklerindeki müstehcenlik nedeni ile Fransa dışındaki ülkelerde uzun süreler yasaklanmıştır. Ancak Uykusuzluk bu anlamda biraz daha farklı bir noktada diyebilirim. Öyle müstehcen satırlar pekte içermeyen, daha çok yaşadığı aşkın, acının, kızgınlığın, yarattığı uykusuzluk durumunun kelimelere dökülmüş hali. Yazar bu süreçte sulu boya çalışmalarla birde uykusuzluk serisi oluşturmuştur. Yani aslında söylediği gibi kendi hayatı ona hem yazı hem resim anlamında ihtiyacı olan malzemeleri sunmuştur. Hayatı boyunca ne bir tek kadına ne de bir yere bağlı kalabilmiştir. Kariyer, düzenli hayat gibi endişelerden uzak, olmak istediği yerde, olmak istediği kişilerle yaşamıştır hayatını. Edebi anlamda aykırı yazıları onu döneminde yasaklı bir yazar yapsa da sonrasında durum değişmiştir.
      Miller okumaya devam eder miyim ? Hayır ancak bu kitap içinde altını çizdiğim, bence oldukça kıymetli satırlar var. Tavsiye noktasında ise tarafsız durmayı tercih ediyorum :)
Okumayı düşünenlere şimdiden keyifli okumalar.
25/11/2018


Orjinal Adı: Insomnia
Yazar : Henry MILLER
Sayfa Sayısı : 62
Yayınevi : Notos Kitap
Yayın Tarihi : 02/2018
Çeviri : Haluk ERDEMOL
Tür : Anlatı





ALTINI ÇİZDİKLERİM;

  • İlkin kırık bir ayak parmağıydı sorun, sonra kırık bir yüz ifadesi, en sonunda da kırık bir kalp. Ancak bir yerlerde söylediğim gibi insan kalbi çok dayanıklıdır, yok edilemez; kırıldığını ancak belleğinde canlandırabilirsin. Asıl tokadı yiyen insanın ruhudur.”

  • Azıyla yetinemediğimiz tek şey aşktır. Ve yeterince veremediğimizde odur.”

  • Peki ben niçin onu bir kelebek gibi iğneyle tahtaya mıhlayıp kendini açık etmeye zorluyordum ki ? Olduğu gibi görünmesi yeterli değil miydi? Hayır, değildi. Daha fazlası ya da daha azı olmalıydı. Algılanabilir ve anlaşılabilir olmalıydı.”

  • Belki de aşık olduğumu sanıyordum yalnızca. Belki de yalnızca açtım, yalnızlık çekiyordum; herhangi birinin oyuncak bir tabancayla vurabileceği bir hedeftim.”

  • Zamansız doğmuş insanlar vardır; ülkesiz,sınıfsız ve geleneksiz doğmuş insanlar vardır. Yaşamı tek başına sürdürmeyi seçenler değil tam olarak; sürgünler, gönüllü sürgünler. Bunlar her zaman da duygusal değildir: belirli bir şeye ait değildirler yalnızca – yani hiçbir yere ait değildirler.”

  • Senin suskunluğunun hiçbir anlamı yok benim için; benim suskunluğum seninkini bastıracak.”

  • Çevremdeki insanlar harika göründüğüm, gittikçe gençleştiğim ve bunun gibi bir dolu zırva laf ediyordu. Ruhumdaki kıymıktan haberleri yoktu. İçi saten kumaş kaplı bir boşlukta yaşadığımı bilmiyorlardı.”

  • İnsanın sırtında deli gömleği varsa aklın bir yararı olmaz.”

  • Tanrı aptalı korur ama ona hiç rahat vermez. Yarını başka bir gün sanır aptal, oysa hiç öyle değildir – hep aynı gündür o gün, aynı yerdir, aynı zamandır. Havada hep fırtına bulutları vardır, görüş uzaklığı sıfırdır. Huzur, Tanrı ve gün ışığı yokken bile mucizelere bel bağlamayı sürdürür o. kabullenmeyi reddettiği şeyse, kendisinin mucizenin ta kendisi olduğudur.”

                                                                                                                                                                       
YAZAR HAKKINDA

Amerikalı yazar Henry Miller, 1891 yılında New York'ta doğdu, 1980 yılında Los Angeles'ta öldü. Gençliği güç koşullar altında geçen ve çeşitli işlere girip çıkan Miller, 1930-38 yılları arasında Paris'te yaşadı, edebiyat ve sanat çevresine karıştı. Romanlarının konularını genellikle kendi fırtınalı özel hayatından aldı ve cesur bir dille aktardı. Başlıca eserleri Yengeç Dönencesi, Oğlak Dönencesi, Kara İlkbahar, Maroussi Heykeli, Anımsamayı Unutma, Seksus, Pleksus, Heksus Üçlemesi'dir.

1 yorum :