MARTI JONATHAN LIVINGSTONE - RICHARD BACH / 30/04/2018


      1998 yılında okuduğum kısacık ama dopdolu, inanılmaz iyi bir kitap. Yakın zamanda da kızıma okudum ve üzerinden geçen onca zamanda bende bıraktığı etkinin hiç değişmediğini gördüm. Kitap      Richard Bach tarafından 1972 yılında yazılmış. 
     Martı Jonathan ailesi ve sürüsüyle birlikte yaşayan ama bir türlü onlar gibi olmayı beceremeyen ve bunu da zaten istemeyen bir martı. Tüm martılar avlanmak ve karınlarını doyurmak peşinde sıradan ve rutin bir hayat yaşarken Jonathan bir martıdan beklenmeyecek (!) istekler peşindedir. Daha yükseğe uçabilmek, daha hızlı dalış yapabilmek gibi istekleri vardır ve tüm gününü bu hedeflerine ulaşmak için çalışarak geçirir. Ailesi ve diğer martılar sürekli olarak ona kızar, alay eder ama o aldırış etmez ve çalışmalarına devam eder. Bu süreçte yalnızdır, destekleyen ya da ona inanan kimse yoktur ama bunlarda Jonathan'ı durdurmaya yetmez. Ve bir gün martılar konseyi toplanır, Jonathan'ı sürüden uzaklaştırır. O artık istenmeyen ve sürülmüş bir martıdır. Sürekli sorgular, sürü olma halini, yaşamın yemek bulmak ve karnını doyurmaktan ibaret olma halini, çok daha fazlasını yapabileceklerken neden bu kadar küçük düşündüklerini, neden hayalleri olmadığını ve peşinden gitmediklerini. ( Tanıdık geldi mi ? )
Bir süre sonra kendisi gibi başka martılar olduğunu öğrenir, onlar Jonathan'ından çok daha iyidir ve bildikleri herşeyi ona öğretirler. Ve Jonathan bir gün kovulduğu sürüsüne geri döner ve orada da onun gibi olmak isteyen martıları bulup eğitmek ister. Ve bunu başaracaktır.
      Martı Jonathan aslında oldukça iyi kurgulanmış ve kullanılmış bir metafor. Jonathan aracılığı ile hayatlarımızı sorgulayacak bir çok soruya ulaşıyoruz. Jonathan, sürü psikolojisine ters düşerek, inandıklarının peşinden gidip birey olmayı bize çok başarılı bir şekilde anlatıyor. Bir sürüye dahil olmanın ne demek olduğunu, nelerden vazgeçmek zorunda kalınacağını görüyoruz. Ve o tüm bunlara meydan okuyarak yapmak istediklerini başarıp hayatta kalabilmeninde mümkün olduğunu, bu şekilde yaşamanın ne kadar özgürleştirici olduğunu, yaşadıkları ile gözler önüne seriyor. Eğer sürüden farklıysak, onların belirledikleri kurallar, inançlar ve uygun görülen davranışları sergileyerek yaşamıyorsak, ötekileştiriliyor, dışlanıyor ve etiketleniyoruz. Birey olabilmeye giden yol önce özgürleşmekten geçiyor. Özgürleşmek ise bedeli ağır bir eylem. Yine de Jonathan'ın iç dünyası ve yaşadıklarına baktığımızda tarfisiz bir keyif olduğunu düşünüyorum.
     Muhtemelen 1 saatinizi ayırarak hızlıca bitirebileceğiniz ama sonrasında oldukça uzun süreler kafa yorabileceğiniz, yaşamınızı ve kendinizi sorgulama ihityacı yaratan ve bu yönde hareket etmek isteyenler için oldukça motive edici bir kitap. Biraz kişisel gelişim, biraz psikoloji, biraz felsefe...Oldukça iyi harmanlanmış, yormayan ve yeni ufuklar açabilecek bir çalışma. Okunması gerektiğine inandığım birkaç kıymetli kitaptan biri. Kitabın yazılış tarihi (1972 ) ve bugün...Değişen çok şey yok aslında ama bir kelebeğin kanat çırpışı bile fark yaratabiliyorsa her bir uyanışta fark yaratacaktır diye düşünüyorum.

*Ayrıca daha önce okumuş olanlar için bir not; kitaba 4. bölüm eklenmiş, bendeki çok eski bir baskıydı. Yenisini de edinip tamamlamak gerek.

Keyifli okumalar dilerim;

30/04/2018

Orjinal Adı: Jonathan Livingston Seagull
Yazar : Richar BACH
Sayfa Sayısı : 98
Yayınevi : Arkadaş Yayınevi
Yayın Tarihi : 1996
Çeviri : Feride Çiçekoğlu
Tür : Kişisel Gelişim, felsefe, psikoloji


KİTAPTAN ALINTILAR


  • Ne yaptığını bilirsen daima başarırsın.”

  • "Her şey karşıtıyla değerlendirilebilir de ondan. Geceler olmasa, gündüzler bir anlam taşır mı sence? Tutsaklık ürküntüsüdür özgürlüğü anlamlı kılan. Yanlışa yandaşlık etme hakkı sunulmadığı sürece, doğruyu yeğlemenin tadı mı olur. Yanlış erklere hizmet edenlerin bungunluğudur kimilerini esenliği aramak için yollara düşüren.”

  • "Kanatlarınızı yere bağlayan, korkular, kuşkular ve kaygılardı."

  • "Bizler her ne isek, çaba ya da uyuşukluğumuz sonucunda oyuz. Neyi arıyorsak işte onu buluyoruz. Neyi amaç edinmekteysek, varabildiğimiz en uç nokta da orası."
  • "Oysa düşüncelerinize vurulan zinciri koparın, o zaman bedeninizin de özgürlüğe kavuştuğunu göreceksiniz."
  • "yaşamak için ne çok neden var! balıkçı teknelerinin etrafında o rutin, sıkıcı dönüp dolaşmadan başka nedenler de var yaşamak için. cehaletimizi kırabiliriz, becerilerimizi, yeteneklerimizi ve zekamızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz. en önemlisi, özgür olabiliriz, uçmayı öğrenebiliriz.”
  • Yaşamın anlamını, daha yüce bir amacını bulan ve ona ulaşmaya çabalayan bir martıdan daha sorumlu biri olabilir mi? Binlerce yıldır balık kafaları kovalayıp durduk, ama şimdi bir yaşama nedenimiz var; öğrenmek, keşfetmek ve özgür olmak!!”
  • Martı Maynard, kendin olma, gerçek kimliğini bulma özgürlüğüne sahipsin, burada ve şu anda ve hiçbirşey engelleyemez seni. Yüce martı yasası, var olan tek yasa budur.
    – Yani uçabileceğimi mi söylüyorsun?
    – Özgürsün diyorum!”

  • Yaşamın anlamını, daha yüce bir amacını bulan ve ona ulaşmaya çabalayan bir martıdan daha sorumlu biri olabilir mi? Binlerce yıldır balık kafaları kovalayıp durduk, ama şimdi bir yaşama nedenimiz var – öğrenmek, keşfetmek, özgür olmak!”

                                                                                                                                                                                                 
Richard Bach 23 Haziran 1936 yılında ABD'de doğdu. 1955'te Long Beach State College’e başladı. Kurgu ve hayal konusunda birçok eser yazdı. Kitaplarının çoğunu kendi hayatından esinlenerek yazdı. Hava Kuvvetleri’nde pilot olarak çalıştı. Ardından birçok işe girdi. Kitaplarının çoğunda bir şekilde uçmaktan bahsetti.

1970 yılında; bir martının hikâyesini anlatan kitabı “Martıyı yazdı. Kitap 10.000 sözcükten daha az olmasına rağmen kurgu ve kurgu dışı kitaplar arasında en çok satan oldu. Rüzgarla Uçmak’a kadar en çok satanlarda yer aldı. Bach 1977'de, Martı filmini çektiği sırada, aktris Leslie Parrish ile evlendi. Bach’ın “Sonsuza Uzanan Köprü” ve “Bir” eserlerini etkileyen kişi oldu. 1999'da boşandılar.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönderme