GAZİ VE FİKRİYE - HIFZI TOPUZ / 23.11.2016

Beni iki kadın çok sevdi: Biri yalnız ben olduğum için, öteki mevkim için.” (Arka kapak yazısı)

     Bu kitabı özetleyebilecek en güzel cümle Mustafa Kemal’in dilinden kardeşi Makbule’ye dökülen bu kelimeler aslında. Kesinlikle büyük bir itiraf, hatta büyük bir pişmanlık ifadesi. Kitabı bitirip bu cümleyi okuduktan sonra ben M. Kemal’in pişmanlığını sezdim. Mustafa Kemal gibi dünyaya kafa tutmuş, aldığı doğru kararlarla bir milletin geleceğine şekil vermiş birisi bile hatalar yapabiliyor. Belki en son söylenmesi gerekeni başta söyleyeceğim ama “Çok yazık olmuş Fikriye’ye, çok büyük haksızlık edilmiş.”
     Fikriye; duygusal, iyi yürekli, cesur bir Türk kadını. Kendini tüm benliğiyle sevdiği adama adamış bir âşık. Paşası (M. Kemal) için yapamayacağı tek bir fedakârlık dahi yok. Canını bile vermekte tereddüt etmez. Öylesine derin belki de saplantı derecesine varmış bir aşk… kitabın arka kapağında da belirtildiği gibi; Mustafa Kemal’i karşılık beklemeden, yürekten ve sadece “o” olduğu için seven annesinden sonraki tek kadın Fikriye. Ama bu aşk ona sadece mutluluk getirmiyor, acılar, bekleyişler, ayrılıklar ve hayal kırıklıklarını da beraberinde getiriyor. Fikriye’nin Gazi’ye olan aşkının küçük yaşlarda başladığını görüyoruz kitapta. Küçüklüğünden beri amcasının üvey oğlu olan ara sıra evlerine gelen “Kemal Ağabeyi”ne derin bir hayranlık duyuyor. İşte aşkı da bu hayranlıkla başlıyor. Yıllarca kimi zaman kendi içinde kimi zaman açık açık gösterdiği bu hayranlığıyla bıkmadan, usanmadan, yorulmadan her gittiği görevden dönmesini ve Mustafa Kemal’e kavuşmayı bekliyor. Zübeyde Hanım’ın Makbule’nin bu durumdan memnun olmadığını bile bile vazgeçmiyor. Çünkü biliyor ki Mustafa Kemal’in de ona karşı duyguları var. Fikriye her ne durumda olursa olsun yanında oluyor. Hayatının en güzel, en mutlu yılları Mustafa Kemal’in yanında olduğu, birlikte yaşadıkları Ankara’daki o iki yıl. (Kitabın sonundaki açıklamada Fikriye’nin ailesi tarafından bu süre de imam nikahıyla evli oldukları söyleniyor, ancak M. Kemal’in yakınları bunu doğrulamıyor.) Fikriye’ye ve aşkına öylesine hayran kaldım ki sadece ondan bahsettim. Lakin kitap tabii ki de sadece bundan ibaret değil. Mustafa Kemal’le ilgili öyle güzel detaylar var ki ona olan hayranlığım daha da arttı.
     Kitap Fikriye’nin ve ailesinin tanıtılmasıyla başlıyor. Ve Mustafa Kemal’le, ailesiyle ilgili daha önce duyduğumuz ve hiç duymadığımız olaylarla devam ediyor. Mustafa Kemal’in doğumu, okuduğu okullar, katıldığı savaşlar, kazandığı zaferler, ülkeyi içinde bulunduğu durumdan kurtarmak için verdiği mücadeleler ve modern bir ülke yaratmak için yapılan devrimler de var kitabımızda. Bunlarla birlikte M. Kemal’in kişiliği, fikirleri, prensiplerine de örneklerle sunulmakta. 
     Tabii ki bir de Latife var. Aşkın diğer kadını Latife. Sanırım hiç sevemeyeceğim onu Fikriye’ye gösterdiği tavırlar yüzünden. “Veda” filmiyle başlayan hoşnutsuzluğum kitabı okurken katlanarak devam etti. Benim için hep M. Kemal’in söylediği gibi onu mevkisi için seven, kıskanç bir kadın olarak kalacak. (Bu cümlelerden de belli oluyor zaten Fikriye hayranlığım )
    Kitabın diğer özelliklerine de bakacak olursak: Kitabın ilk baskısı Kasım 2001’de yapılmış. Aşk ve tarih Hıfzı Topuz’un usta kalemiyle enfes bir şekilde romanlaştırılmış. Anlatım okuyucuyu sıkmayacak şekilde gerçekler değiştirilmeden, kanıtlarıyla veriliyor. Bu da kitabı daha etkileyici hale getiriyor. Kitap on altı bölümden oluşmakta ve olaylar sırasıyla aktarılıyor. Kitapta hoşlanmadığım tek nokta Mustafa Kemal ve Fikriye’ye ait fotoğraflar kitabın hatta bölümün ortasında verilmiş. Bence en sonda verilmesi daha güzel olurdu.
     Kesinlikle okunması ve kütüphanenizde bulunması gerektiğini düşündüğüm muhteşem bir yapıt. Okuyun ve Mustafa Kemal’e bir de bu açıdan bakın.
Keyifli okumalar…
Elif KURT

Kitap zaten başlı başına altı çizmesi gereken cümlelere sahip ama yine de ben birkaç cümle yazmak istedim.
Kitaptan alıntılar:
* “Mustafa Kemal’in gözünde herkes çocuktu. O en yakın arkadaşlarına bile kendine özgü konuşmasıyla ‘çucuk’ diye seslenirdi.” (sy 58)
* “Amerikan mandası diye çırpınanlar, düşman işgali altındaki bu millete ve bize inanmayarak ve bizim hayal ve macera peşinde koştuğumuzu sananlardır. Bunlar umutsuzluk ve bozgunculuk içinde, gerçeklerden uzak yaşayan, ne yapacaklarını ve ne yapıldığını bilmeyen insanlardır.” (sy 144)
* “düşmanlarımızın bayrakları babalarımızın ocakları üstünden ve mabetlerimizin çevresinden çekilinceye kadar savaşmayı sürdüreceğiz. Kendi hükümetimizin yönetimi altında bedbaht ve mutsuz yaşamak, yabancı esareti altında kavuşacağımız mutluluklardan bin kez üstündür.” (sy 167)

* “…Aile tek eşli evliliğe dayanacaktır. Kadınlar milletimizin gerçek anaları olacaktır. Fikret’in dediği gibi, ‘Elbet sefil olursa kadın alçalır beşer (insanlık). Kaçgöç kalkacak, tesettür kalkacak, çok karılık kalkacak. Bir gün o günlere erişeceğiz…” (sy 174)

Adı: Gazi ve Fikriye
Yazar: Hıfzı TOPUZ
Sayfa Sayısı: 286
Yayınevi: Remzi Kitapevi
Yayın Tarihi: Ekim, 2015 (24. Baskı)
Tür: Tarihsel Roman

                                                                                                                                                                                

Yazar hakkında:
1923 yılında İstanbul’da doğdu. Galatasaray Lisesi’ni (1942), İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni (1948) yılında bitirdi. Strasbourg Üniversitesi’nde devletler hukuku ve gazetecilik alanlarında yüksek lisans (1957-59) ve yine Strasbourg Hukuk Fakültesi’nde gazetecilik alanında doktorasını yaptı (1960).1947 yılında Akşam gazetesinde gazeteciliğe başladı. 
 Paris’te Unesco Genel Merkezi’nde Özgür Haber Dolaşımı şefi olarak çalıştı (1959-1983).1974-75 yılları arasında TRT’de Radyolardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı yaptı. 
Vatan, Milliyet ve Cumhuriyet gazeteleriyle çeşitli dergilerde diziler ve inceleme yazıları yazdı. Anadolu Üniversitesi, Galatasaray ve İstanbul Üniversiteleri iletişim fakültelerinde basın, radyo-televizyon tarihi, uluslararası iletişim ve siyasal iletişim dersleri verdi.



Devamını oku »

İHANET NOKTASI - DAN BROWN - 23.11.2016

       Yazarın henüz çıkışını yapmadığı dönemde yazdığı bu kitabı, “Da Vinci Şifresi” ile adını duyurduktan sonra diğer kitapları nasılmış acaba diyerek edinmiş ve okumuştum. Tüm Brown kitapları yorumlarında belirttiğim gibi, hangi kitabını okursam okuyayım hala “Melekler ve Şeytanlar”ı tek geçmeye devam ediyorum.
       İhanet Noktası için, aksiyon ve maceranın oldukça üst noktalarda yaşandığı, çıkış kitapları kadar iyi olmasa da yine çok iyi araştırılmış, yine kurgu olan ama içine eser miktarda gerçek bilgilerde yerleştirilmiş klasik Brown kitabı diyebiliriz. Kurgu genel olarak Amerikan seçim sistemi ve Nasa ile ilgili konular üzerine kurulu. ABD'de başkanlık seçimleri vardır ve iki büyük rakipten biri diğerine açık ara fark atacak gibi görünmektedir. Başkan bir gün Sexton'ın kızı Rachel'ı görüşmeye çağırır ve onu kuzey kutbunda, NASA'nın bir keşfi ile ilgili araştırmaya gönderir. Üzerinde canlı fosilleri olan bu göktaşı uzayda hayat olduğunu göstermektedir ve bu durum NASA karşıtı olan Sexton'ın seçim kampanyası için büyük bir darbe demektir. Bu araştırmalara delta gücü ve olağanüstü araçlarda katılmıştır. Birileri gerçeklerin ortaya çıkmasını istememektedir ve kutuplardaki bir avuç insanın hayatı gerçek anlamda tehlikededir.
      Biraz bilim kurgu, biraz siyaset ve siyasi oyunlar,biraz entrika ve bir miktar gerilimle birlikte polisiye tarzı iyi bir kurgusu olan kitaba başladığınız zaman hemen içine dalıyorsunuz. Daha ilk sayfalardan başlayan akıcılığı son sayfaya kadar sürüyor. Altın Kitaplar'dan çıkan diğer Brown kitapları gibi bu da Petek Demir'in ellerinde çevrilmiş ve gayet iyi olmuş. Karakterler yine gayet iyi detaylandırılmış.
       Film tadında bir kitap okumak isteyenler için iyi bir seçenek olabileceğini düşünüyorum. Brown'ın kalemi ile okurken hayalinizde canlandırmanız hiç zor olmuyor.
Şimdiden keyifli okumalar...29/12/2015
Sevgilerimle...


Orjinal Adı: Deception Point
Yazar : Dan Brown / 1964 - ABD
Sayfa Sayısı : 511
Yayınevi : Altın Kitaplar
Yayın Tarihi : 04/2015
Çeviri : Petek Demir
Tür : Roman / Macera

                                                                                                                               
YAZAR HAKKINDA;
22Haziran 1964 yılında Amerka'da doğan Dan Brown, Başkanlık ödülü kazanmış matematik profesörü bir baba ve ilahiyat sanatçısı olan bir annenin oğlu olarak bilim ve din gibi felsefelerin egemen olduğu bir ortamda büyüdü. Eğitim hayatından sonra bir süre okuduğu okulda İngilizce öğretmenliği yaptıktan sonra şifre çözme ve gizli örgütlere duyduğu ilgi üzerine, 1996 yılında ilk romanı olan “Dijital Kale” yi yayınladı. Ardından 2000 yılında, içinde bulunduğu bilim,din paradoksundan esinlenerek kaleme aldığı “Melekler ve Şeytanlar” adlı kitabını yayınladı. 2001 yılında yayınladığı, tekno-gerilim türündeki sayılı eserlerden biri olan “İhanet Noktası”nda politikada ahlak,gizli teknoloji gibi konuları işledi. Büyük babasının mason olduğunu açıklayan Brown'un 2009 yılında yayınladığı “Kayıp Sembol” adlı kitabında masonları işlemiş olmasının nedeni buna bağlanmıştır. Son olarak 2013 yılında “Cehennem” adlı kitabını yayınlayan Brown hala Amerika'da yaşamaya devam etmektedir. Sanat tarihçisi ve ressam olan eşi Blythe, araştırmalarına yardımcı olmakta ve kitaplarına fon sağlamaktadır.
www.danbrown.com


Devamını oku »