KÖR BAYKUŞ / SADIK HİDAYET - 11/01/2016

Bana göre değildi bu dünya; bir avuç yüzsüz, dilenci, bilgiç, kabadayı, vicdansız, açgözlü içindi; onlar için kurulmuştu bu dünya.” Sadık Hidayet

       Kitabı henüz bitirmiş olmama rağmen yorum yazmak için ciddi sıkıntılar yaşıyorum. Bu kitabın önce yazarının tanınması ve anlaşılması gerektiğini maalesef kitaba başladıktan sonra farkettim. Bu da kitabı okuma ve anlama konusunda olması gerekenden fazla zorlanmama sebep oldu. Kitaba başlayalı günler oldu ve ben daha yeni bitirebildim ki kitap sadece 95 sayfa. Kitap, beni öyle bir psikoloji içine soktu ki bir türlü içinden sıyrılıp kitaba uzaktan bakamıyorum. Sayfalar dolusu karanlık, acı, çöküntü, yıkıntı... Afyon etkisini okuyucuya yaşatmak ancak bu kadar mümkün olabilirdi...
       Sadık Hidayet'in hayatı ve hayata bakış açısını bilmeden okumaya kalkıştığınızda ya yarım bırakabilir ya da bitirdiğinizde öyle ne olduğunu anlamadan kalabilirsiniz. O nedenle öncelikli önerim kesinlikle yazarı tanımanız.
Kimliksizlik,yurtsuzluk,aidiyet duygusunun karşılanmayışı, anavatanına duyduğu özlem bir yana, insanlarda da aradığı saflığı ve iyiliği hiç bulamayan Hidayet, intiharın kendisi için kaçınılmaz olduğunu ve ancak ölümde huzur bulacağına inanıyordu...Bir çok eserinde intihar düşüncesini bir şekilde mutlaka işlemiş olan yazar, bu konudaki düşüncesini ise şu sözlerle dile getirmiştir; Hayır, hiç kimse intihar kararına varmaz. İntihar bazılarında birlikte bulunur. Onların yaradılışında mevcuttur ve onun elinden kaçamazlar. İşte bu alın yazısının hâkimiyet gücü vardır. İnsana hükmeder. Fakat aynı zamanda bu, benim. Kendi kaderimi kendim yarattım. Şimdi artık elinden kaçamam, kendimden kaçamam.”
       “Kör Baykuş” Sadık Hidayet'in başyapıtı olarak biliniyor. Afyon bağımlısı bir adamın sanrıları, kabusları, rüya içinde rüyaları, hayalleri, umutları, arzuları, karanlıkları ve acıları ile örülmüş, zaman ve mekan olgularından tamamen kopuk bambaşka bir çalışma. Yazar hakkında bilgi edindikten sonra çok daha anlamlı gelmeye başlayan kitapta, aslında yazarın kendisini,ölüme olan arzusunu, içindeki boşlukları,kayboluşunu,çektiği acıları okuyoruz. Aslında çok daha fazlası var ama okumalısınız...Bazı kitaplar gerçekten anlatılmıyor...
       Behçet Necatigil'in çevirisi kesinlikle çok iyi ancak baskıdan kaynaklı kelime hatalarının sayısı gözden kaçmayacak kadardı. Ben çok takıldığım için belki ama bir süre sonra dikkat dağıtıcı bir hal aldı. Bunun dışında evet dili ve içeriği oldukça ağır bir kitap. Öyle bir solukta okunan kitaplar seviyorsanız hiç denemeyin derim. Kitap, edebi olarak zaten tartışılmaz bir şekilde tarihtekini yerini aldığı için bu konuda bana söz düşmez. Ben yerini fazlasıyla hakettiğine inanıyorum.

       Sadık Hidayet'in aynı zamanda resimleri de vardır ve bir kısım bu resimleri değersiz bulsa da büyük bir camia bunların geleceğin resimleri olduğunu savunmaktadır. Resimlerinden de bir kaç örnek buldum, kitabından sonra resimlerini kesinlikle anlamlı ve başarılı buldum. Sanatçıyı tanımak eserini anlamak için gereken anahtarın kesinlikle büyük bir kısmını oluşturuyor...

Sadık HİDAYET'in resimlerinden



Sadık HİDAYET'in resimlerinden



Sadık HİDAYET'in resimlerinden



Sadık HİDAYET'in resimlerinden
       Ben kitabın içindeyim,kitap benim içimde, öyle garip bir yerdeyiz. Karanlığa ve ölümün güzelliğine çekiyor insanı. Uyuşturup,başka dünyalara götürerek gerçek bir afyon etkisi yaratıyor...Her kitap başka bir deneyim mutlaka, ama bazı kitaplarla yaşanılan deneyimlerin etkileri tarifsiz olabiliyor. İşte çok nadir olan bu tarifsizliği ben bu kitapla yaşadım..Uzun bir aradan sonra biliyorum kendimi tutamayacağım ve Hidayet'in acılarına tekrar çekileceğim. O zamana kadar “Kör Baykuş” benim için başka kalacak...
       İran edebiyatının bu büyük dehasını okumanızı tabi ki tavsiye ederim. Edebiyatı severim, ağır anlatımlı ve ağır konulu kitapların insanıyım derseniz buyrun okuyun, hatta mutlaka okuyun. 11/01/2016
Sevgilerimle...

Altını Çizdiklerim;

  • Yaralar vardır hayatta ,ruhu cüzzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen, kemiren yaralar.”

  • Ruhlarımız önceki bir hayatta,cisimsiz maddesiz bir alemde karşılaşmış da tek asıldan,tek maddeden oluşmuş,böylece bizim yeniden birleşmemiz adeta kaçınılmaz olmuştu.”

  • Sen ona söyle, ben çoktan öldüm!”

  • Bu roman, daha çok, sessizce katlanılan bir acının ifadesidir; kendisinin çektiği, onunla beraber hisseden ve terörün susturduğu diğerlerinin çektikleri acıların ifadesi.” Yakın Arkadaşı Bozorg Alevi'nin Kör Baykuş yorumu



Orjinal Adı: Bûf-e kûr
Yazar : Sadık HİDAYET / 1903 – İran (Sadeq Hedayat)
Sayfa Sayısı : 95
Yayınevi : Yapı Kredi Yayınları
Yayın Tarihi : 07/2015
Çeviri : Behçet NECATİGİL
Tür : Roman

                                                                                                                       
YAZAR HAKKINDA
Sadık Hidayet, 1903 yılında Tahran'da, edebiyatçı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Mühendis olmak arzusu ile 1925 yılında Belçika'ya,oradan Fransa'ya geçti. Meslek seçme konusunda kararsızlık yaşarken kitaplarını yazmaya başladı. “Yaradılış Efsanesi”ni Paris'te yazdı ve bu eser İran edebiyatının kalıcı anıtlarından biri olarak tarihe geçti. 1930 yılında İran'a dönüp 6 yıl kalmış olsa da Şah'ın yönetiminde olan bu ülkeye ayak uyduramadı ve Hindistan'a gitti. İkinci Dünya Savaşı sırasında İran içinde bir şans olabileceğini düşünerek büyüttüğü umudu maalesef ki düşündüğü gibi sonuçlanmayınca yıkıldı ve tekrar Fransa'ya gitti. 1951 yılında intihar ederek hayatına son verdi.    


Hiç yorum yok :

Yorum Gönderme