SİVİL İTAATSİZLİK / HENRY DAVID THOREAU - 13/12/2015

En iyi devlet hiç yönetmeyen devlettir.” Henry D. Thoreau

       Thoreau, yaşamı boyunca savaş,kölelik ve devlet politikaları gibi konularla ilgili olarak ABD hükümeti nezdinde tüm hükümetlere karşı sistem geliştirmiş, bireyin hak ve özgürlüklerini ön plana çıkarmış, “sivil itaatsizlik” kavramını ilk kez kullanan kişi olmuştur. Söylemleri ve inandıkları doğrultusunda yaşamını sürdürmüş, her şeyi bir kenara bırakarak Walden gölü kıyısında, kendisine bir klübe yapmış ve yaşamına burada devam etmiştir. Bu süreçte iç dünyası,gündelik yaşamı ve çevresiyle ilgili duygu ve düşüncelerini kaleme alır ve toplumsal olayları da ihmal etmez. “Sivil İtaatsizlik” bu metinlerinden biridir. Ve tarihte bir çok takipçisi ve destekçisi de olacaktır.
       Thoreau'ya göre, en iyi devlet en az yöneten devlettir. Bu yönetim şekli benimsendiğinde ise insanlarında hazır olmaları ile bir süre sonra artık “en iyi devlet hiç yönetmeyen devlettir”e geçilecektir. Devletin aslında belli bir amacı gerçekleştirmek için kullanılan bir araç olması gerekmektedir. Ancak durum genellikle böyle gelişmez. Aslında bu tarz kurumlar yerine insan vicdanı olmalıdır. Yasalarla yönetilirken vicdanın bir anlamı kalmamaktadır. Onaylamadığın devlete bağlı kalmak ya da haksız olduğunu düşündüğün yasaları kabul etmek saçma bir eylemdir. Yasaların daha doğru ve erdemli insanlar olmamızı sağlayacağı da ayrıca saçma bir düşüncedir. Çünkü önce insan kendi içinde bu gelişimi sağlamalıdır. O vakit zaten yönetilmeye ya da yasalara ihtiyacı kalmadan sadece kendi vicdan ve onuru ile doğruyu görebilir ve uygulayabilir. Ayrıca Thoreau'ya göre,çoğunluk hükümetleri her zaman doğruluk üzerine kurulmaz. Bu nedenle çoğunluğun değil, vicdanların karar verdiği hükümet sistemini savunur.
       Amerika'da o vakitler gelişmekte olan kapitalist sistemin yarattığı değişimlerde yazarda kötü etkiler oluşturmuştur. Yazara göre, para çoğaldıkça erdem azalır. Çünkü para insan ve amaçlarının arasına girmektedir. Varolan parayı nasıl harcama sorusuna geçiş yapılmıştır ve bu noktada da insanın ahlaki anlamda çöküşü başlar. Temel olarak,savaş,kölelik ve devletin yönetim sistemi üzerine yazılmış bir metin olan Sivil İtaatsizlik, yazarın bir konuşmasında dinleyicilerine okuduktan sonra, ödemediği vergi borçları bahane edilerek tutuklanmasına sebep olmuştur. Ödeme yapacak gücü olmasına karşın, kendisine ters düşmemiş, inancının ardından gitmiş ve ödemeyi yapmamıştır. Bir yakınının ödeme yapması ile hapisten çıkan Thoreau'nun şu açıklaması da aynı şekilde tarihe geçmiştir; “hiçbir engel tanımaksızın peşlerine düşen düşüncelerimin üstüne kapıyı özene bezene kilitlediklerini izledikçe gülümsemekten başka bir şey yapamıyordum. bana erişmeyi başaramadıklarından, gövdemi cezalandırmaya karar vermişlerdi. ”
       Kitap 48. sayfaya kadar Nazım Onat'ın konu ile ilgili yazısıyla başlıyor. Onat bu yazısında sivil itaatsizlik eylemini, bundan etkilenenleri, ülkemizdeki örneklerini uzun uzun anlatıyor. Aydınaltıcı bir yazı. Ardından çevirmenin önsözü var neyseki 2 sayda ve nihayet yazarın metni, kitabın sadece 30 sayfası...İlk önce Onat'ın yazdığı sayfaları geçip Thoreau'nun metnini okudum. Ondan sonra geri dönüp Onat'ın yazısını okudum. Ancak sadece yazarın metnide olsa olurmuş zira gayet net ve anlaşılır bir çeviri olmuş. O nedenle açıklama gerekmeden okuduğunuzu anlayabiliyorsunuz.
       Thoreau'nun dilimize çevrilmiş farklı yayınları da var ki özellikle Walden'da geçen iki yılını yazdığı kitap listemde. Bir de yine aynı dönemde yazdığı “Yalnızlık” okunmaya değer olacaktır diye düşünüyorum. Yoğun olarak siyasi, bir miktar felsefi bu kitabı, sivil itaatsizlik bilincini oluşturabilmek için okumamız gerektiğine inanıyorum. Netice olarak ülkemizde de çeşitli sivil toplum örgütleri var ve içinde olalım ya da olmayalım bakış açımızı değiştirip, herşeye evet demeyen o insanları da anlamamızı sağlayacak bir metin kesinlikle... Taraflı değil,bilgili olalım diyorum. Kim, neyi, neden söylemiş,neden yapmış, neye inanıyormuş bilelim. Yapmak zorunda değiliz ama yargılama cüretini gösterdiğimizde ya da bu hakkı kendimizde her nasılsa(?) bulduğumuzda en azından anlayarak bilerek yapalım bu işi...Bilinç uyandırmak, zannedildiğinin aksine aslında iyi bir şeydir. Farkındalık yaratmaktır ki bizi herkesten farklı kılan da bu farkındalıklarımızdır. 12/12/2015
Umarım keyifle okursunuz.
Sevgilerimle...

Altını Çizdiklerim;

  • Herkese nasıl bir devlet biçimine saygı duyulması gerektiğini öğretin ki ona bir adım daha yaklaşsınlar.”
  • Güç insanların eline geçtiğinde,çoğunluğun uzun zaman yönetimi elinde tutmasının asıl nedeni ne genelde haklı olmalarından ne de bunun azınlığa adil gelmesindendir. Bu fiziksel olarak güçlü olmalarından kaynaklanır.”
  • Varsayma hakkımın bulunduğu tek zorunluluk, hep doğru olduğunu düşündüğüm şeyi yapmaktır.”
  • Yasa insanları hiç bir zaman daha adil yapmamıştır ve duydukları saygıyla birlikte ona hep uyum göstermeleri adaletten nasibini almayan failer yaratmıştır.”
  • Bir insan her şeyi yapamaz ama bir şeyler yapabilir ve her şeyi yapamadığı için yanlış bir şeyler yapması gerekmez.”
  • Diğerleri, daha çok yasa koyucular, politikacılar, hukukçular, papazlar, memurlar gibileri, öncelikle kafalarıyla kulluk ederler devlete; bunların da ahlaki tercihlerde bulundukları pek görülmediğinden, tanrı’ya olduğunca, farkında olmaksızın iblise hizmet etmeleri ihtimali epeyce yüksektir. İnsanların tümü başkaldırma hakkını tanıyıp onar: yönetimin zorbalığı ile yetersizliği günden güne daha da çekilmez duruma geldiğinde, ona bağlı kalmayı reddetmek, ona karşı direnmek hakkıdır bu.”



Orjinal Adı: Walden and Civil Disobedience
Yazar : Henry David Thoreau / 1817 - ABD
Sayfa Sayısı : 87
Yayınevi : Say Yayınları
Yayın Tarihi : 2015 / 1. baskı
Çeviri : Caner Turan
Tür : Deneme

                                                                                                                                                                                

Yazar Hakkında;
Henry David Thoreau, 12 Temmuz 1817 yılında Amerika'da doğmuş, yazar,şair ve düşünürdür. Yaşamı boyunca ABD hükümetinin savaş,kölelik ve vergi politikaları ile mücadele etmiştir. “Sivil İtaatsizlik” kavramını ilk kez kullanmıştır. 1845 yılında, daha azla yetinerek yaşamak istediği için Walden Gölü kıyısında bir kulübe yapmış ve çalışmalarına burada devam etmiştir. Gandhi, Tolstoy ve Martin Luther King'in ilham kaynağı olacak en önemli eseri “Sivil İtaatsizlik”i bu dönemde kaleme almıştır. 6 Mayıs 1862 yılında Concord şehrinde tüberküloz nedeni ile hayatını kaybetmiştir.

2 yorum :

  1. Walden eserini ikinci defa okuyup, bu sefer yorumlama fırsatım oldu. Sizinde ilginizi çekebilir. https://forestofnoreturn.blogspot.com/2018/09/kitap-yorumu-walden-henry-david-thoreau.html

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Şu anda okuyorum,bilgilendirme için teşekkürler :)

      Sil