KELEBEK VE DALGIÇ / JEAN-DOMINIQUE BAUBY - 22/12/2015

 “ Kişi ölümden kurtulsa bile İngiliz tıbbının çok doğru bir şekilde locked-in syndrome olarak adlandırdığı bir durumda tıkanıp kalıyor. Baştan ayağa felçli ancak zihinsel anlamda zarar görmemiş olan hasta,kendi vücudunda hapsoluyor. Ben de artık öyleyim ve tek iletişi aracım,sol göz kapağımın hareketi...Artık zihnim bir kelebek gibi gezinebilir.” Kitaptan alıntı

       Kelebek ve Dalgıç, yakın zamanda tesadüfen edindiğim ve kısacık bir zaman içinde okuyup, yazılışından içeriğine kadar çok etkilendiğim bir özyaşam öyküsü oldu. Sadece tek göz kapağınızı açıp kapatarak ( ki hesaplandığında bu kitap için en az 200,000 defa bu hareketi yapmış olması gerekiyor) aklınızda,yüreğinizde ne varsa kelimelere dönüşmesini ve satırlara dökülmesini sağlamak. Gerçek anlamda vazgeçmeyişin,herşeyin artık bittiğini bildiği anda bile son ana kadar hayata tutunuşun inanılmaz öyküsü. Tek kelime ile hayran kaldım...
       Jean-Do, Elle dergisi baş editörüdür. Çocuğu ile birlikte iyi bir hayatı, çok iyi bir kariyeri vardır. 8 Aralık 1995 yılında 43 yaşında iken beyin kanaması geçirmiş, tıpta Locked-in Syndrome olarak bilinen durumda felçli kalmıştır. Zihinsel anlamda değişen bir şey yokken, fiziksel olarak bir çok hastadan şanslı olarak, kafasını biraz çevirebilmekte bir de sol gözünü açıp kapatabilmektedir. Jean-Do yoğun bakımdan çıktıktan sonra ilk olarak düzelebileceğini düşünse de zamanla bunun mümkün olmadığını görür. Dalgıç giysisini, kıpırdayamayışının nedeni olarak hayal eden Jean-Do, zihnini ise özgür bilr kelebek olarak nitelendirmektedir. Göz kapağının hareketleri ise bu kelebeğin kanat çırpışları...
Fransızcada en çok kullanılan kelimeler bir dil terapisti tarafından düzenlenir ve buna göre harfler sıralanır. Her harf kendisine tek tek okunur ve doğru harfte Jean-Do sol gözünü kırpar. Bu şekilde çalışarak kitabın yazımı tamamlanır. 1997 yılında kitap yayınlanır ve bundan bir kaç gün sonra hayatını kaybeder.


Jean-Do kitabını yazdırırken çekilmiş bir fotoğraf.

        Kitap, kısa kısa 28 bölümden oluşuyor. Bu bölümlerde, Jean-Do'nun yoğun bakım sonrası durumunun ciddiyetini anlaması,duruma tepkisi,kabullenişi ve iç dünyasında yaşadığı geçmiş hesaplaşmaları,özlemleri,pişmanlıkları,mutlulukları okuyoruz. Günlük rutini olan temizlenmesi,terapileri,hasta bakıcı,hemşire ve doktorları içeren bölümlerde mevcut. Kitabın genelinde, içinde bulunduğu duruma olabildiğince esprili yaklaşmaya çalışmış olsa da, satır aralarında öyle küçük ve sıradan görünen ama öyle vurucu detaylar var ki...Kitabı okurken, yaptığı espriye gülümseyişiniz bir anda solup gidiyor...Ve geride buruk bir tat bırakıyor. Hayal gücü ve anılarına sımsıkı sarılıp, felçli olduğu bu süreç içinde olabildiğince hayata tutunuyor. Ayrıca Alexandre Dumas'ın “Monte Cristo Kontu” kitabını çok seven Jean-Do, felç olmadan önce bu kitabı okuyup bu kitabın çok farklı bir modern versiyonunu yazmayı hayal eder. Edebiyatta ilk ve tek olarak locked-in syndrome durumuna yer veren kitapta, “Noirtier dede” karakteri ile kendini özdeşleştirip, modern versiyon hayali yüzünden cezalandırıldığını düşünür. Bu detayı “Bir Başka Tesadüf” başlığı altında yazmış ve durumunu her ne kadar kabullenmiş gibi görünse de aslında çaresizce bir neden aradığını, bana göre çok net ifade etmiştir. 
       Hepimiz içinde bulunduğumuz bedenlerde aslında devasa bir hafızaya,uçsuz bucaksız bir hayal dünyasına sahibiz. Jean-Do felçli haliyle bunu sonuna kadar kullanır ve hareketsizliğin, onun sahip olduğu bu iki şeyi yok etmesine izin vermez. Zihnini bir kelebek gibi özgür bırakır ve bize okunacak,sorgulanacak çok iyi satırlar bırakır...Bu kitabın her bir kelimesi için harcanan enerjiyi,yorgunluğu ve uğraşıyı dikkate alırsak gerçekten çok kıymetli olduğunu anlamak zor olmasa gerek...
       2007 yılında kitap aynı adla beyaz perdeye aktarılmış. Filmin büyük kısmı Jean-Do'nun bakış açısı ile çekilmiş. Şöyle ki; her doğru harfte gözünü kırptığı zaman ekranda kararmış. Yönetmen, kitaptaki duyguyu filme doğru aktarabilmek için, ingilizce olması yönündeki tüm ısrarlara rağmen Orijinal diline sadık kalmayı tercih etmiş ve bunun için fransızca öğrenmiş. Bence çok iyi yapmış...Filmini de yorumu yazmaya başlamadan hemen önce izledim. Kamera kullanımı çok sıra dışıydı ve çok beğendim. Film kitapla zaman zaman ayrı düşse de, yaşanmış bir hayatın görüntüleri, bir şekilde kurgu filmlerden etkili oluyor sanırım. Filmi sevdim ama her zamanki gibi önce kitabını okuyarak izlerseniz daha iyi olur diye düşünüyorum.22/12/2015
Sevgilerimle...

Film Afişi

       .
Altını Çizdiklerim;

  • İnsanın bu cehennem tuzağına düşme şansılotoda büyük ikramiyeyi kazanma şansı ile eşdeğerdir, tabii bunun hiçbir avutucu yanı yok.”

  • Sadece sürülmekle,dilsiz,yarı sağır edilip,tüm zevklerden mahrum bırakılmakla ve bir denizanası gibi yaşamaya mahkum edilmekle kalmamıştım; aynı zamanda korkunç da görünüyordum.” Aynaya baktığında tepkisi.

  • Tüm bu neşe ortamına ben de dahil olmak isterdim ama tek gözümleonlara baktığım anda genç adam,büyükanne ve berduş bir anda tavandaki duman dedektörünü seyretme ihtiyacı duyup kafalarını çeviriyorlardı. “Turister” yangından çok korkuyor olmalı.”

  • Zevk olsun diye tatların ve kokuların canlı hatırasıyla teselli buluyorum; tükenmeyen duyu haznesi...”

  • Hırslı ve birazda alaycı olan,bu zamana kadar hiçbir başarısızlığı olmayan Bay L. ıstırabı öğrenir,kesin gözüyle baktığı her şeyin yıkıma uğradığını görür ve yakınlarının aslında birer yabancı olduğunu keşfeder.”

  • Yersiz olmasına rağmen hala “dergim” diyorum. Sanki sonundaki o iyelik eki beni dünyaya bağlayan hassas bir ipmiş gibi...” Tüm kitapta en sevdiğim cümle.

  • Acaba bu evrende beni bu dalgıç hücresinden kurtaracak bir anahtar var mıdır? Ya da son durağı olmayan bir metro? Peki,özgürlüğümü geri satın alabileceğim bir para? Sanırım başka yerde aramam gerekiyor bunları. O zaman, ben gidiyorum.”



Orjinal Adı: Le Scaphandre et Le Papillon
Yazar : Jean-Dominique Bauby
Sayfa Sayısı : 144
Yayınevi : Nemesis Kitap
Yayın Tarihi : 02/2013
Çeviri : Nazlı Ceyhan Sümter
Tür : Otobiyografi / Anı


                                                                                                                       
Yazar Hakkında;
Jean-Dominigue Bauby 23 Nisan 1952 yılında Fransa'da doğmuştur. Aktör,yazar ve Elle dergisi editörü olarak çalışmıştır. 8 Aralık 1995 yılında çok nadir oluşan bir beyin kanaması geçirmiş ve felç olmuştur. Bu süreçte sadece sol göz kapağını oynatarak anıları ve hastalık dönemindeki yaşadıklarını anlatan “Kelebek ve Dalgıç”ı yazdırmıştır. Kitabının yayınlanmasının hemen ardından 9 Mart 1997 yılında hayatını kaybetmiştir. Kitabı 2007 yılında beyaz perdeye aktarılmış ve 2007'de en iyi ilk 10 film içinde yerini almıştır.




Hiç yorum yok :

Yorum Gönderme